Biliyormusun son zamanlarda nedense kendimi sen varmışsın gibi tekrralıyorum aslında. Yokmuşsun gibi yapmaya çalışıyorum yapamıyorum gene de kendimi tekrarlamaya devam ediyorum.. Hissizleşiyorum .. Velhasıl yok olan sevgi ve heyacan hislerime bir silbaş çekiyorum ve gözlerin aklıma düştüğünde yeniden bir su vuruyorum suratıma.. Bırakıp gidiyorum öylesine hayallerimi – senli olanları…

Seni bende üretmeye çalışıyorum .. E hani yoksun ya bende , olmadan yapabilmek için yineliyorum seni , gene , yine , son kez , hep kez , yeniden.. Ancak son kale de fethedildiği zaman olurmuş ya ölümler o zaman seni nasıl üreteceğim bilemiyorum ama kaleye surları sağlamlaştırıyorum.. Esmesede rüzgar benim dünyamda, güneş kavramı olmasa da günlerimde, akrep – yelkovan gerilese de bendeki guguklu saat de ama kalemi sağlama alıyorum.. Dipsiz kuyulara fısıldıyorum gelmeyeceğini , geleceğini de kendime saklıyorum..

Hani cennet-i ikram ‘ın mor meyveleri vardı ya , onlarıda Adem ve Havva’ya emanet etmiştim en son, şimdi oları da arıyorum , bakalım senin emanetine tanrılar nasıl bakıyor diye, bakıyorum da gene hissizleşiyorum ve kendimi olabildiğine tekrarlıyorum, gene yine, hepkez, yeniden…


Her zaman olduğu gibi, herşeye bir ad vermeye çalıştığım şu günlerde aklımın köşesine takılan sorulardan bir diğeri de maneviyatımızı meydana getiren tanrının şu an konuştuğumuz dilden haberinin olduğu – olmadığı… İlk yaşadığım ülke ( Türkiye ) de ” her Türk genci müslüman doğar ” tabirine paralel olarak dinimin İslam olması gereği  ile bazı yükümlülüklerim olduğunun bilincindeyim.. Farzen namaz kılmak…

Bayramlarda ( dini ) ve Cumalarda , cenazelerde var tabi, namaz kılmak eylemini faal duruma geçirmek için ” ezan ” denilen namaz objesi ile ibadethanemiz camiye kul ( insan ) çağırılmasının sadece Tanrının dili Arapça ile olacağının savunulduğu tartışma konularını elbette hatırlarsınız… Ezan’ın Türkçe okunabileceğini – okunamayacağını tartıştığımız zamanlarda ( kişisel değil ) okunamaz diyenler oldukça fazla idi. Aslında okunamaz olmalı netice, tanrı Türkçe bilse idi herhalde ortak dil olan İngilizceyi’de tam olmasa da çat-pat anlar olurdu. Yani dünyadaki herkes o zaman kendi dili ilen ezan okur namaz çağrısı yapardı.. Sizce.. Lütfen , buna yorumen bişeyler yazmak beni sevindirecektir. Yorum için ; sende söyle sayfasını kullanabilirsiniz.


Şimdi anlatacaklarımı uyguladığınızda kendinize sanki bir bilgisayar dahisiymiş gibi yaklaşmanız olası desem abartı olmaz : ) Belkide okuyanlardan çoğumuzun bildiği bir uygulama ancak kısa yolların faydasının bu kadar yararlı olduğunu açıkça kanıtlamak zor.. Bilgisayarını karmakarışık kullanmak yerine herşeyi klasörlere bölerek depolayanlardan ve zaman zaman dosyanızın klasörüne ulaşmak için 20 klasör ( iki kere tıklamak ile 40 tık yapar ) gezmek zorunda kalıyorsanız işte bu olay tam sizlik..

Bilgisayarınızdaki herhangi bir klasörü bir sürücü gibi gösterme imkanına sahipsiniz. Aslında bu çok eskiden beri kullanılan bir yöntem ama Windows’un yaygınlaşması ve DOS’un yavaş yavaş terkedilmesi ve unutulması ile bu yöntemde unutulmuştur.
Kullanımı:
SUBST ( Eklenecek Sürücü Harfi: ) (Sanal sürücüye eklenecek klasör adresi) Sürücü harfi olarak; kullanılmayan, istediğiniz bir ingilizce harf olabilir.
Örnek: Başlat/Çalıştır’a yada DOS komut satırına aşağıdaki satırı yazın.
SUBST K: “C:\DOSYALAR\AHMET\MP3″
Bu komut Bilgisayarıma’a K: adında bir sürücü ekler. Gerçekte böyle bir sürücü yoktur. Bu sürücüyü açtığınızda C:\DOSYALAR\AHMET\MP3 klasörüne ulaşırsınız. İçinde boşluk karakteri olan klasör adreslerini çift tırnak içinde belirtmelisiniz.
Ne faydası var bu sanal sürücünün ?
Sık sık kullandığınız ama yazması zor olan bir klasöre erişmenizi kolaylaştırır. Ben bu işi kısayol oluşturarak da yapabilirim diyebilirsiniz ama bat dosyalarında veya programlama dillerinden bu sürücünün kontrolü ve erişimi kolay olur.
Sanal sürücüyü kaldırma :
Sanal sürücüyü kaldırmak için aşağıdaki komut verilir.
SUBST Kaldırılacak sürücü harfi: /D
Örnek:
SUBST K: /D
Sürücünün kaldırılması ile bağlanmış klasöre herhangi bir zarar gelmez. Sisteminizdeki sanal sürücüler hangi klasöre bağlı görmek isterseniz komutu parametresiz girin.


Bakınız her kişisel blog yazarı sanki ilkokul öğretmenimin bana belirli günler ve haftalar konularını işlerkenki olduğu kadar ansiklopedik kelimelerle yazmışlar, anlatmışlar… Başlığından bile monotonalize yapısını sezdiklerimi kapadım okumadım bile.. Ancak iyi şeyler yazanlarda var illaki.. Şahsen yurtdışında yaşadığımdan günü manası ile yaşayamadım ancak, interneti kullanarak takip ettiğim kadarı ile şunları okuyarak bi nebze olsun istediğim hazza ulaştım..

Stargazete Yazarı sevgili Mehmet Altan ; şurada fikirlerini, internethaber‘de saadet partisi’nin 19 mayıs hakkındaki fikirlerini burada yazmış.. Ne diyebilirim ki …


Defteri açmak ne kadar mutlu ederdi beni ilk okul ve lise yıllarımda. Günlüğüme birşeyler yazayım da kendimi gene mutlu etmemi hissettireyim diye , akşamın olmasını ve yatağı girmeden ki son yarım saatimi yaşayayım diye iple çekerdim zamanı. Şimdilerde işe, bunu sanki bu yaştan sonra gene yapıyor gibiyim. Ve hakikaten ilginçtir, şimdi sadece benim okumadığım, yazıları daha da düzgün ve yanlışsız ( en azından benim berbat yazıma kaşık atar ) bir defterim var ve bunun hazzı da bir başka oluyor…
Hani bende internet sanki doğuştan bana empoze edilmiş ve onsuz yapamayacağım bir alışkanlığımmış gibi düşünüp hayatıma iyicene yerleştirdiğim dönemlerde bile bu denli haz alamıyordum ben.. Büyük usta ” Tolstoy ” her zaman söyler; yazmak kendinizi iyi hissettirmekle kalmaz sizin sıkıntılarınıza tesellidir, diye.. Şimdilerde hak veriyorum aslında.. Birşeylerin bir kaç kişi tarafından okunması , özellikle siz yazıyorsanız, önemli bir şahsiyetmişsiniz gibi kendi kendinize değerler vermeniz muhteşem bir duygu . Bence hepiniz bir blog sahibi olmalısınız.. O nedenle, belki de düşünüyorum da babamdan aldığım az ama o zamanlar yeterli olan okul harçlıklarım bile beni böylesi mutlu etmezken nasıl olurda 100 kelimelik bir söz bulutu böylesine heyecanlandırıyor anlamış değilim.. Belki de tanrı bana ufak şeylerle mutlu olmayı da armağan etti son zamanlarda, bilemiyorum.. Ancak mutluyum ki , en azından son zamanlarda kendime yamamaya kabullenildiğim şu korkarak yaptığım bazı şeylerin de nakavt olmasını sağlıyor şu şeyler.. Olacak olacak hepsi…
Bitmez…

Sonraki Sayfa »